Arkadaşım Ceylan Özgül'ün basın açıklaması

12 Mayıs 2007 tarihli gazetenizde hakkımda yazılmış olan yazılar son derece taraflı ve yanlış yorumlar içermektedir. Ailem tarafından zorla kaçırıldığımı belirtmeme ve bana karşı zor kullanıldığına dair savcılıkta ifade vermiş olmama rağmen, olay tamamen saptırılmıştır ve gerçekleri kesin olarak yansıtmamaktadır. Oysa Türkiye'de insan haklarının olması, akla fikre, hürriyete saygı gösteren bir sistemin yaşanması lazım. Avrupa'da reşit bir insan 18 yaşını bitirince isterse arkadaşlarıyla birlikte yaşayabiliyor, isterse ailesiyle birlikte oturuyor. Türkiye'de de bu hürriyete saygı gösterilmesi gerekir. Hasta annesine acıyıp, şefkat duyup onun ziyaretine giden bir insanı apar topar tartaklayarak; tetikçilerle, mafyadan adamlarla zorla kaçırmak, aç bırakmak insanlığa uygun mu? Basının bu konudaki suskunluğunu, hatta bu konuyu örtbas etmeye çalışmalarını oldukça şaşırtıcı buluyorum. Basının bu konuya çok duyarlı olması gerekir, çünkü basın, kendisi aleyhinde bir durum olduğunda tüm gücünü kullanarak feryat ediyor. Basın birlik olarak insan haklarından, özgürlükten bahsediyor. Bu ikilem sona ermeli, tam bir özgürlük olmalı ve bu özgürlüğe saygı duyulmalıdır.

Eğer bir insan milliyetçi olduğunu söylüyor ve ehl-i sünnet inancını benimsediğini ifade ediyorsa ve bu sebeplerden dolayı ailesiyle bir fikir ayrılığı yaşıyorsa, bunu ailesinden uzaklaştırıldı şeklinde lanse etmek vicdana uygun bir davranış değildir. Bir insanın, mutlaka ailesinin görüşlerini benimseme gibi bir zorunluluğu yoktur. Eğer bir ailenin reşit çocuğu sağ görüşlüyse, babası ise sol görüşe sahipse, bu durum babaya çocuğu kaçırma hakkı verir mi? Eğer bir insanın babası dindarsa, kendisi de ateistse babanın onu kaçırması legal midir? Reşit bir insanın görüşüne, bu görüş başkasını rahatsız etmedikten sonra, kimse karışamaz. Türkiye'de "benim hayat tarzımı benimseyeceksin", "benim gibi düşüneceksin" dayatması ve sistemi geçerli değildir. Basından beklenen, böyle olayların özellikle takipçisi olmaları ve bu kanunsuz girişimleri detaylarıyla deşifre ederek tekrarını önlemeye vesile olmalarıdır.

Benim arkadaşlarım sevecen, ılımlı, merhametli ve çok şefkatli insanlar. Bunu anlamazlıktan gelmenin bir anlamı yok. Bunu herkes biliyor. Öldürüleceğimden endişe etmem iftirası çok adice bir yalan. Ve çok eğreti duruyor. Yalan olduğunu çocuk olsa anlar. Eğer öldürüleceğimi düşünmüş olsam kaçırıldığım yeri belirtip neden kurtarılmayı talep edeyim. Ben fikirlerimi, jandarmanın, devletin güvencesinde açıkca belirttim. Babamın ve çevresindeki çetenin oyunlarının bozulması ile bu çete rezil oldu. Rezil olmanın şokuyla babam bu iftiraları atıyor.

Yapılan bu yanlışlığın bir an önce telafi edilmesini, hür irademle vermiş olduğum fikirlere yer verilmesini ve bir an önce bu kaçırılma olayına gereken ehemmiyetin gösterilmesini rica ediyorum.

Saygılarımla,
Ceylan Özgül