Arkadaşım Ceylan Özgül'ün düzenlediği basın toplantısı

 

BASIN TOPLANTISI İZLEYİN


Sayın Ceylan Özgül'ün Maslak Princess Otel'de 11 Mayıs 2007 tarihinde düzenlediği basın toplantısındaki açıklamalarının tam metni:

KAMUOYUNUN DİKKATİNE

Ben Ceylan Özgül, son bir iki gündür basına da yansıdığı gibi babam ve işbirlikçileri Nuran Yelkenci, kızı Kübra Yelkenci, oğlu Önder Yelkenci ve kendisinin polis olduğunu adının da Serkan olduğunu söyleyen bir kişi tarafından kaçırılıp zorla alıkonulan kişiyim. Ve babamdan öğrendiğime göre Vatan Emniyet amirliğinden bazı polisler de ne yazık ki kaçırılmama zemin hazırlayan kişiler arasındadırlar.

İstanbul Üniversitesi İngilizce Mütercim Tercümanlık Simültane Tıp Çevirisi bölümü mezunu, 26 yaşında, Atatürkçü, Türk milliyetçisi ve Ehli Sünnet inancında olan mütedeyyin bir insanım. 2001 yılından beri ailemden ayrı arkadaşlarımla birlikte yaşamaktayım. Ailemden ayrı yaşıyorum çünkü babamla ağabeyim, inançlarım ve düşüncelerim sırf onlarınkiyle uyuşmadığı için üzerimde tahakküm kurmaya çalışıyorlar.

Babam mafya ile bir takım karanlık ilişkileri olan, defalarca dolandırıcılıktan adli makamlar önünde yargılanmış, ayrıca kişilik olarak da sert ve saldırgan biridir. Babam, Safari 1 denen 60 trilyonluk hayali ihracat operasyonunda teşekkül halinde toplu kaçakçılık suçundan yargılanmıştır. Bu davada babamla birlikte yargılanan kişilere yurtdışı yasağı konmuş ve bu davada devlet 43 milyon dolar zarara uğramıştı. Evden ayrılmış olmama rağmen ilk zamanlar yine de sık sık eve giderdim. Bu gidişlerim sırasında onlar tarafından defalarca saldırıya uğradım. Ama ben ailem hakkında bugüne kadar şikayette bulunmamıştım. Özellikle babam evde onlarla birlikte yaşamayı kabul etmezsem günün birinde beni öldüreceğini söylerdi. Ağabeyim de tıpkı babam gibi davranıyor ve cep telefonuma tehdit mesajları gönderiyordu. Bu tehditlerin dozunun giderek artması sebebiyle ailemden iyice uzaklaştım. Fakat annemi ziyarete gitmeyi asla ihmal etmedim.

Annemi en son olarak ziyaret ettiğim 9 Mayıs 2007 tarihinde babam, adamı Serkan ve onlara yardımcı olan bazı kişiler tarafından silah zoruyla kaçırıldım. O gün saat 15.00 sularında arkadaşım Tülin Marangozoğlu ile birlikte rahatsız olan annemi ziyarete gitmiştik. Evdeyken babam geldi ve bana bağırmaya başlayarak onlarla birlikte kalmam konusunda beni yine azarlamaya başladı, üzerime yürüyerek onlarla kalmazsam bu sefer beni öldüreceğini söyledi. Arkadaşım Tülin Marangozoğlu babama engel olmak istedi, ancak engel olamadı, babam çıldırmış gibiydi ve Tülin Marangozoğlu'nun kolundan tutarak onu dışarı çıkardı. Bana da iki kez tokat atarak evin dışına doğru sürükledi. O sırada dışardan içeri babamın adamı olan ve sonradan kendisinin polis olduğunu söyleyen Serkan isimli kişi girdi ve babamla birlikte antrede ayaklarımı iple bağladılar. Serkan isimli kişi ve babam ellerimden sıkıca tutarak zorla beni arabaya bindirdiler. Ben bu esnada "imdat kaçırıyorlar, öldürecekler" diye bağırdım. Annem ve babamın arkadaşları olan Ülkü ve Ali isimli şahısların İstanbul Göztepe'deki evlerine götürdüler. Arabadan indiğimizde dışarıda bulunan insanların yardım etmesi için "imdat" diye bağırdım, ancak yardım eden olmadı. Ülkü isimli şahıs apartmanı dolaşıp kimsenin polis çağırmamalarını söyledi. Beni zorla eve soktuklarında evde de "imdat adam kaçırıyorlar, polis çağırın" diye bağırdım. Bunun üzerine babam bana 3 tane çok sert tokat attı ve boynumdan tutarak beni yere savurdu. Burada babamla bir sürü münakaşa ettik. Bu evde, kaçırılmamda sonradan parmağı olduğunu anladığım Nuran Yelkenci ve Kübra Yelkenci isimli kişiler de vardı. Beni daha sonra başka bir arabaya bindirip Ayvalık'ta teyzemin oturduğu eve götürdüler. Beni odaya kilitlediler, bu eve kaçırılmama yardım eden Kübra isimli kişinin abisi Önder Yelkenci de geldi.

Evde babam bir ara, kaçırılmamdan önce Nuran Yelkenci'nin kendisine geldiğini ve Vatan Caddesi'ndeki Emniyet Müdürlüğü'nde görevli bazı polislerin de kaçırılmama yardımcı olacaklarını söylediğini anlattı. Babam da bunun üzerine bu polis merkezine gitmiş ve yardımcı olacağını söyleyen polislerle görüşmüş. Onlar da babamın beni kaçırması durumunda belirli bir süre telsiz anonsu yapmayacaklarını söylemişler. Bu şekilde kaçırılmamı kolaylaştırmış olacaklarını belirtmişler.

Ayvalık'taki eve girdiğimiz ilk gün telefon edip durumumu birilerine ihbar etmek istedim fakat telefona ulaşmama engel oldular. Ancak ertesi gün bir fırsatını bulup arkadaşım Ceyda Ertüzün'ü aradım ve alıkonulduğum evi bildirerek ondan yardım istedim. O da Jandarma'ya haber vermiş. Bir süre sonra Jandarma eve baskın düzenledi ve beni kaçıranları gözaltına aldı. Bu şekilde kurtulmuş oldum. Jandarma karakolunda verdiğim ifademde beni silah zoruyla kaçıran ve darpta bulunan babam Feridun Özgül'den, adamı Serkan'dan, kaçırılmama yardımcı olan Kübra Yelkenci'den, annesi Nuran Yelkenci'den ve abisinden şikayetçi oldum. Ben Ayvalık'tan ayrılırken şikayetim üzerine zanlıların bir kısmı halen gözaltındaydılar. Şu an şikayetim üzerine açılan soruşturma Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığında, 2007/1077 hazırlık numarasıyla savcı Uğur Kamber tarafından yürütülmektedir.

Ayrıca daha önce arkadaşım Tülin Marangozoğlu da benim ilk kaçırılmam sırasında şahit olduğu olaylarla ilgili olarak kaçırılmamı sağlayanlar ile yardımcı olanlar hakkında şikayette bulunmuştur. Onun bu şikayeti üzerine mahkemenin aldığı arama kararına binaen şüphelilerden Kübra Yelkenci, Kerem Gürtuna'nın evleri tek tek aranmış ancak aranan zanlılar evlerinde bulunamamıştır.

Başımdan geçen olayın detaylı özeti bundan ibarettir. Tüm bunların başıma gelmesinin sebebi de seçmiş olduğum hayat tarzına babamın ve ağabeyimin gösterdiği tahammülsüzlüktür. Önceki yaşantımdan farklı olarak mütedeyyin bir hayat tarzını seçince onlar bundan aşırı rahatsızlık duydular. Fikirlerime ve düşüncelerime saygı duymak yerine beni baskı altına alıp zorla fikirlerimi değiştirmeye çalıştılar. Oysa ben 27 yaşında, reşit, üniversite mezunu bir insan olarak, herkes gibi dilediğim gibi yaşama, düşünme özgürlüğüne sahip biriyim. Şu anki yaşantımdan da son derece memnunum. Arkadaşlarımı çok seviyorum, onlara son derece saygı duyuyorum ve onların ülkemizin ve milletimizin hayrına olan fedakar çalışmalarını da gönülden takdir ediyorum. Onlarla tanıştıktan sonra, önceki yaşantımın ne kadar boş, amaçsız olduğunu anladım. Şu an ben de onlar gibi vatansever, inançlı, üstün ahlaklı bir insan olmak için çaba sarf ediyorum.

Benim yaşadığım bu hadise inanca, fikre olan tahammülsüzlüğün ibret verici bir örneğidir. Oysa insanlar birbirlerinin fikirlerin karşı saygı duymuş olsa toplumda hiçbir zaman kargaşa yaşanmaz, suç işlenmez. Kişinin kendi yaşamıyla ilgili olarak hür iradesiyle, samimi olarak yaptığı seçime kim ne diyebilir? Bir insana baskı uygulayarak kendisinin istemediği şekilde yaşamaya zorlamak kadar büyük bir zulüm var mıdır?

Umuyorum ki, benim yaşadığım bu hadise toplumumuza ibret olur ve insanlar birbirlerine sevgiyle ve saygıyla yaklaşmayı öğrenirler ve bu gibi tatsız olaylar bir daha yaşanmaz.

Saygılarımla.

Ceylan Özgül